Liyakat,
Daha önce yazdım mı bilmiyorum. Bir görevi kime verirsiniz. Hayat dersi idi bu, zamanında bana. Şöyle bir akıl yürütme yapalım. Bir göreve gelen kişiden 100 üzerinden kaç performans beklersiniz. 70 iyidir sanırım. 80 olursa iyi seçim yapmışım, 50 olursa ben şans verdim ama beceremedi der görevden alırsınız)) Peki... Bu göreve talip olanların (dikkat ! talip olanların diyorum sokaktan geçenlerin değil) % de kaçı ortalama 70 performans gösterir. Bildiniz çan eğrisi ve klasik istatistik hesap. Kabaca %86 kalan % 7 başarısız, %7 parlak olanlardır. Demek ki, talipler arasından seçim yaparsanız %93 başarılı seçim yapma şansınız var. Laf aramızda o parlak %7 i de istenmez. Onlar ancak sıkıntılı dönemlerde lazım olan adamlardır. O dönemlerin dışında itiraz ederler, doğru bildiklerini yapmaya çalışırlar, yani uyumsuzdurlar )))
Vefa
Semt adı
19 Haziran 2015 Cuma
Çocuklar
artık büyüdüler. Zaman'ın ne kadar HIZLI geçtiğini anlamadım bile. Bir enstantane geliyor aklıma. Hilal di sanırım.
Yine Şile sahilde biz kumsala çekiyoruz, o denize emekliyor... Yıllar, yıllar.
Nedense annem geldi aklıma. Anam, garip anam. Bizi ne umutlarla büyütmüştü.
Geçen bir haftada ne oldu. Seçim tabii ki. ve Esra inn tayin işlerinin
koşturmacası. Yıllar sonra ilk kez AK Parti tek başına iktidar şansını
kaybetti. Yeni nesil koalisyondan korkmamak Lazım diyor. Bense 80 ve 90 lları
gördüğümden ve parti liderlerinin gazetelerin birbirine nasıl saldırdığını
gördüğümden endişeliyim. Gelecekten ....
Dakika 1 gol 1.diyarbakır da Hüda-Par lı
birisi vuruldu. Onlar da 3 HDP liiyi sonradan anlaşıldığı kadarıyla 3 mahalle temsilcisini vurdular. Hazırlıklılar.
Bunlar daha önce oldu. Her parti kırmızı çizgimiz var koalisyon için diye
tutturmuş.
Hastanede Sağolsun Gülden programı doldurmuş. Haftanın 3 günü saat 18 de çıktım. Geçen haftanın bilançosu 14 bariatric cerrahi, 3 mide, 1 kolon. Bu hafta 12 Bariatrik cerrahi ve 2 mide ....Perşembe
çocukların psikolog görüşmesi vardı. Yetişemedim. Hilal tahmin edileceği gibi
üstün, Yusuf Kayra ve Aysara sınıf ortalamasının üzerinde . Hilal için özel bir
şey yapmamaya karar verdik. Oğlan sene başına göre Sınıfta söz dinlemeye
başlamış.
Ve
ben. Murat Çikot ameliyatta
sohbet ederken bana sonradan çok ağır gelen bir şey söyledi. 2003 te
asistanlığından tanırım onu. İlginç biridir. Bir şey sorabilir miyim dedi bana
. Tabii ki dedim. Halil ALIŞ ı nereye gömdün dedi bana. Ben de gülümsedim "derine çok derinlere" dedim. Bazen söylüyorum. Keşke Trabzon da kalsaydım diye.
Acaba burada yaşadıklarımın ya da gördüklerimin ne kadarını görürdüm. Yine de
ben kendimi çok Şanslı hissediyorum. Annemden. Belki daha önceden yazmışımdır.
Okula giderken kışın gazete kağıtlarını ıstır önlüğün içine sırtıma ve önüme
koyardı. Üşümeyeyim diye. Sıkı sıkı tembih de vardı sonrasında. Okula
vardığında tuvalette bunları çıkartmayı unutma diye. Çünkü het hareketimde
kağıtlar hışırdayıp ben utanmayayım
diye. Fakirlik )))) ama Allah için haftada bir kere evimize kıyma
girerdi. 250 gram .... Sulu köfte. Bol patatesli ve . Köfteler en sona
saklanır. Tadına vararak yemek için. En gözde yemeğimde PİYOEK ti (pilav,
yoğurt, ekmek) iyice karıştır. Biraz bekle enfes tat.

Yarın büyük gün çocuklar ilk karnelerimi alacaklar.
25 Kasım 2014 Salı
Size inanılmaz bir önerim var. Yetkiyi devredeceğiniz zamanı söyleyin ve etrafınıza bakın. Çevrenizdeki insanlar neler yapıyorlar ))))))) Dostunuz kim, arkadaşınız kim, Sana sen olduğun için saygı gösterenler kimler. Dün yazdığım gibi şükürler olsun ki bunları bana gösteriyor. Ben çok şanslı bir adamım aslında. İstediğim hayatıyaşıyorum. Bazıları bana Polyanna cılık oynama diyor ama olsun. Bunlar normal. Kötü kimdir ? Kötü ona hiç dokunmadığı halde, sokaktan geçen adamı çağırıp ona kötülük yapan adamdır. Çevremizde böyleleri var mı? Çok nadir. Diğerleri kendilerine alan açmaya çalışıyorlar. O sırada çevredekilere zarar verip vermediklerine ya da kuralları bozup bozmadıklarına önem vermeyenler kötü müdür? Zannetmiyorum. Dün akşam bir abimle, hocamla yemek yedim. İlginç bir şey söyledi Benimkilerden birisi telefon açıp artık neden ona hasta göndermediğini,emirelerini beklediğini söylemiş. İşin ilginç tarafı o hasta grubunu o karşılamıyor. Ancak bu zaten ilk duyduğum icraatı değil. Aynı şeyleri farklı alanlarla ilgili olarak bir kaç kişiye daha söylemiş." Boşluk daima doldurulur değil mi? "
23 Kasım 2014 Pazar
Evet, yine salmışım. Aslında her aklıma geldiğinde buraya yazmalıyım diyorum düzenli olarak ama olmuyor bir şekilde. En son yazalı neredeyse 10 ay geçmiş. Ne oldu bu sürede. Bu ayın başında istifamı verdim yöneticilikten. Neden mi? Hayata bakışlarımızın farklı olmasından. Ben emanetin birisine verildiği andan itibaren artık tamamıyla tüm sorumluluğun onda olması gerektiğine inananlardanım. Çok uzatmadan yönetim anlayışlarımız farklıydı diyerek geçelim. Peki ne oluyor bu aralar derseniz. Ben Aralık başında serbest kalacağım günlerin hayalini kuruyorum. Yoruldum. Gerçekten yoruldum. Hem klinik, hem hastane gerçekten yoruldum. Şimdiyse ortalık toz duman iki yıl dolduğu için genel sekreter , yönetici atamaları yapılacak. Herkes yerini koruma derdinde. Kulis, kulis... Aklıma yıllar öncesinden arkadaşlarla konuşmamız geldi. Bir yere yönetici arıyorlardı. (Şu andaki hastane yöneticisi değil) Ben de aralarındakilere bakıp şu layık gibi görünüyor dedim. Hayatımın derslerinden biri geldi bu cümle sonunda. "Bir yöneticiden % kaç performans beklersiniz ortalamada." En az % 70. "Peki şuradan bu pozisyona aday olan 100 kişi alsak, ortalama kaç kişi bu performansı gösterir sence" Bu çan eğrisi sanırım )))) %85 " Doğru cevap. Kalan %7 si çok iyi %7 si çok kötü olur. Peki son soru Bu 100 kişiden herhangi birini atarsak doğru insanı bulma şansımız kaçtır. %92 değil mi? " evet kesinlikle haklısın. " Kötü %7 ye denk gelirsek onu değiştiririz olur biter. O zaman başka kriterler lazım bize değil mi yönetici seçerken ))))))"
Evet güzel bir dersti benim için. Öğrenmenin yaşı yoktur demişler. Arkadaş grubum beni zorla yönetici yaparken sanırım bu mantıkla hareket etmişlerdi. Bende sanırım o %70 performansı gösterdim. Benim için çok öğretici 2 yıldı her anlamda.
Alınganlık yapıyor ya da kendimi çok önemli görüyor olabilirim ama, sanırım 400 kişiye protokol dersi verilmesine bile neden oldum. Bana nasıl davranacağımın öğretilmesi için. Ancak sıkıntı şurda idi ki, o ders verildiğinde ben zaten istifa etmiştim. Diğer insanların da sözleşme dönemi 2014 sonunda bitiyordu. Yani benim içinse çok geç, gelecek olanlar içinse çok erkendi. Olsun yine de fazla bilgi göz çıkartmaz. Bu arada protokol dersinde verilenlerin bir kısmı devlet protokol genelgesi ile çelişiyordu ama olsun.Mesela bize bizden makam olarak üstte olan herkese makam koltuğunu bırakmayı önerdiler. Ancak dersi veren arkadaş bir başkasının makam koltuğunun o makama ait olduğunu ve oraya sadece kişinin dışında oturabileceklerin listesini bilmiyordu, ama olsun dersimiz aldık ya ))))
Aman. Ne varsa çocuklarımda var. Bu yıl ilkokula başladılar.Ve o hep yapmam dediğim şeyleri yapmaya başladık. Akşam ödev. Hani hem bir araba yükü para verip, sonra da öğretmenin 8 saatte öğretemediğini, bizden (velilerden) akşam evde öğretmemizi bekledikleri sistem var ya ona işte. Akla uydurdum tabii ki. Çocuklarımla vakit geçirip onların gelişmesine katkıda bulunuyorum. Yalan biliyorum. Ama ne yapalım akla uydurmak zorundayım. Ha bu arada eski sayın bakanın sözünü dinlemedim. Çocuklarımı özel okula verdim. ("Doktorlar da çocuklarını özel okula vermesinler"RA) Bu aralar çok protest oldum biliyorum.
Ve mesleğim. Bariatrik cerrahi sanırım en fazla yapanlardan biri benim bu yıl. GIS kanserleri ve bariatri dışında artık vaka yapmamaya karar verdim. Ve bunu uyguluyorum.
Şöyle geri dönüp bakıyorum. Allah' a bin şükürler olsun. İstediğim hayatı yaşıyorum, çok sevdiğim bir eşim, çocuklarım, mesleğim...Yaşadığım hayat belli. Rızkında, mevkinin de O'ndan geldiğini biliyorum. Tekrar bin şükürler olsun.
24 Şubat 2014 Pazartesi
Bir önceki kayıtta salınca gidiyor demişim, evet kesinlikle öyle oluyormuş. Bugün neredeyim. Bakırköy'e geri döndüm. "Yuva" diye yazdım sonra sildim. "Ocak" diye düşündüm, O da değil. Benim gördüğüm ve bildiğimi sandığım hastane bu değildi. Hastanede kendimi huzurlu hissettiğim alanlar-kişiler var. Arada kaçıp yanlarına gidiyorum. Arada ne yaptık. Dönüşümün sebebi "vefa". Aslında yönetici olarak dönmek istemedim. Genel cerrahi uzmanı olarak dönmek istiyordum. Neyse Şişli "Hamidiye"Etfal Hastanesinde çok güzel 13 ay geçirdim. 114 yıllık bir hastane. Çapa dan sonra bir devlet hastanesinin de kurum kültürüne sahip olabileceğini gösteren büyük örnek. Bana çok şey kattı. Orada sizin bir kuruma birşeyler katabileceğinizi gördüm. Ancak bunların kurum kültüründe sadece bir nokta olduğunu ancak işleyişe müdahale edebildiğinizi gördüm. Bu işleyiş değişikliklerinin kültüre yansımasının çok uzayabileceğini anladım. Zekayı, oyunun nasıl kuarulacağını ve oynanacağını görüp, santrancın nasıl muhteşem bir oyun olduğunun bir kez daha hakkını verdim. Ancak bu 13 ayın ardından planladığımız ve yaptığımız şeyler, yavaş yavaş hayata geçiyor. İşleyişte değiştirmeye çalıştıklarımızın değiştiğini (e-order ve buna bağlı satın alma süreçleri), ameliyathane, kemoterapi, Kardiyoloji, KVC......
Neyse burada ne oldu. Hastaneyi 16 Mart 2014 te sayın Başbakan ın katılımı ile açtık. Aslında sürecin yetişme şansı yoktu. Ancak hastanedeki çalışanların hastaneyi ne kadar sahiplendiğini, ne kadar özveri ile çalıştığını bu olayda gördüm. 5 günde koca hastaneyi açılışa hazır hale getirdiler. Hepsine tek tek teşekkür etmem gerekli. Emeklerine, yüreklerine sağlık. Arada beni çok üzen bir iş kazası oldu. Bir arkadaşımız üstelik makula dejenerasyonu olan, gözünden yaralandı. Acil ameliyata alındı ve herhangi bir görme kaybı olmadan bu iş sonlandı.
Neyse şimdi hedef ameliyathaneyi açmak.e-order a geçmek.
15 Aralık 2012 Cumartesi
Evet. arada ne oldu. Şişli Etfal Hastanesine yönetici olmayı kabul ettim. Ve yaklaşık olarak 6 haftadır oradayım. Alıştığım,kurduğumuz kültürden çok uzak kendine has kültürü olan bir kurum. Biz Bakırköy de çok şanslıydık. Oranın kurum kültürü yoktu ve bizler hep beraber o kültürü oluşturmuştuk. O da gönüllü kölelik esasına dayanan, çok çalışan ama kurumu da kendinin sayan anlayıştı. Ancak kurum da her halukarda çalışanın yanında duruyordu İyi günde kötü günde. Bu nedenle aidiyet duygusu inanılmazdı. Burada aidiyet duygusu yok. Bıraksanız herkes kaçmaya meyyal. 1.6 çalışan memnuniyeti.Bunun farklı nedenleri olabilir bilemiyorum. Kimisi döneri söylüyor, kimisi buraya ait hayat şartlarını, kimisi sağlık bakanlığının düzenlemelerini. Ancak bunlar her yerde mevcut. Bence bu hastaneye birileri umutsuzluk aşısı yapmış. Geleceğe ait beklenti karamsar.
Daha önce Ali Kemal in söylediği bir laf vardı. O zaman anlamamıştım. Buradaki herkes herşeyi biliyor, ama günlük pratiğe geldiğinde uygulamıyor. Siz bunları söylediğinizde ise biz zaten bunları biliyoruz, siz dünkü çocuklardan akıl mı alacağız yaklaşımı!!! O zaman bunun olabileceğine çok inanmamıştım. Ama ben bu hastanede bunu gördüm. Ama hala inanamıyorum. Çünkü ben sağlıkta çalışanların analitik düşünme yeteneğine sahip olduklarını biliyorum. Aslında sorunların ismlerine ve çözümlerine inanılmaz rahat bir şekilde ulaşabiliyorlar. Problem, sorunun çözümünün anlık olarak ona zarar verecek olması. İlginç olansa konuşulduğunda aslında uzun dönemde kendisinin de yararının olacağının herkes farkında.
Bu süreçte en çok üzüldüğüm asistanlarımdan uzak kalıyor olmam. Onların bu süreçten zarar görme olasılığı. Aslında önce böyle düşündüm. Ancak sonra bıraktığım klinikte, kuralların katılımla alınması nedeniyle bunun böyle olmayacağını düşünmüştüm. Çünkü tüm kuralları herkesin onayı ile koyduğumuzu düşünüyordum. Bu nedene kendime biraz da yüklenmiştim ilk cümledeki düşüncem nedeni ile. Kendimi dev aynasında görmem nedeniyle. Ve daha 1 ay olmadan kuralların farklılaşmaya başladığını, herkesin kendi kafasına göre kurallar koymaya başladığını ve bunun kaos getirdiğini gördüm. İşte bu noktada kendimi inanılmaz kızgın olarak buldum. Çünkü aslında kurallar insanlar benimsemeden koyuluyormuş ki 1 ay geçmeden hepsi bozulmuş. Ben aslında bir hayal dünyasında yaşıyormuşum. Benim arkadaşlarım dediğim insanlar aslında bunu benimsememişler sadece "miş gibi yapıyorlarmış" Ve asistan arkadaşlarım adına daha fazla üzüldüm. Hele bir de saçlarının zorla kestirilmesine hiç kimsenin tepki göstermemesine. Sizi yok farzederek sizin yönetiminiz altındakilere insanlar bir şeyler yaptırabiliyorsa ve siz bununla ilgili bir tepki göstermiyorsanız siz aslında yoksunuz, fiziki olarak var olmanız bir anlam ifade etmez. Ve insanların size saygı duymasını bekleyemezsiniz.Ve bir diğer nokta insanların sizi kabul etmelerini ve saygısını sadece size devletin verdiği yetkileri insanları mutsuzluğu pahasına kullanarak sağlayamazsınız. İnsanları mutluluğunu düşünmeden başarılı olma şansınız ise asla yoktur.
Neyse bugünlük bu kadar.
2 Ekim 2012 Salı
Bir kere salınca gidiyor. Neredeyse 2 ay olmuş.Neler mi oldu. Her zamanki koşturma her zamanki hengame. Ben ameliyat yapmayı seviyorum. Ben mesleğimi seviyorum. Kendimi hasta bakarken mutlu hissediyorum, ya da ameliyat yaparken. Neden mi? İnsan bir şeyi neden sever ki? Bazan şişmanlık ameliyatları yapmayacağım dyorum. Sonra ameliyat ettiğim hastalardan birisi geliyor. Yüzündeki gülümseme, hayata olan bağlılığı muhteşem. Evet diyorum hekimlik işte bu. İnsanların gözündeki o mutluluğu görebilmek. Onda biraz olsun pay sahibi olabilmek. Ama sonra elinize yazı geliyor bütün keyfiniz gidiveriyor. Ama olsun ben bu mesleği seviyorum. Bu mesleği yapmaya devam edeceğim. Neler görmedim ki. Ben kilo aldım, eşim beni boşayacak diyerek ameliyat olmak için gelen bir hasta mı ararsınız, ben artık ayakkabılarımı bağlayamıyorum diyen mi, ben bu vucuttan nefret ediyorum diyen mi? Ama işin kötü tarafı her ne kadar her tür önlemi alsanız da işler kötü gittiğinde ameliyatta, veya sonrasında, ya da aile içinde yine öyle ya da böyle suçlanan siz oluveriyorsunuz. Halbuki küretaja gün almışken siz durdurmuşsunuzdur onu ve çocuk sahibi olmasına neden olmuşsunuzdur, ya da en ufak probleminde sizi aramaktadır yardım için. Size sonuna kadar güvendiğini söylemekte, bunu her şekilde her yerde ifade etmektedir. Ama sonra feda edilecek ya da suçlanacak ilk kişi siz olursunuz daima. Sanırım bu mesleğimin gerçeği. Yapacak bir şey yok. Ben hakkımı helal ediyorum hastalara, ya da yaptıklarımı tekrar olsa sonuna kadar yapmaya devam edeceğim. Ancak hastaların çevresindeki insanlar var ya. Kocaları ya da karıları ya da ablaları ya da her neyse. Onlar için aynı şeyler geçerli değil.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)