17 Haziran 2012 Pazar
Düzenli yazamıyorum artık. Bu aralar, yok bunu geri aldım sürekli bir hengame içinde koşturuyorum. Önceleri kendime hata buluyordum. Düzenli olamıyorum ya da organize olamıyorum diye ama yok. Sürekli bir şeyler çıkıyor işte. Arada annem-babam geldi gitti. Ev taşıdık. Falan filan.
Ne diyorsunuz benim rüküşlerime
2 Haziran 2012 Cumartesi
Yine ara vermişim epeyce. Arada buraya yazmak lazım ne oluyor diyor. Biraz izin yaptım arada. 2 hafta kadar. İyi geldi. Kafam daha rahatladı. Bu arada Ulusal Cerrahi Kongresine gittik. Robotik Cerrahi Kursunda mide yi anlattım. fena değildi. Ama her zamanki çekememezlikler, her zamanki dengesizlikler.Yapacak bir şey yok bazıları bazı şeyleri kendi tekellerinde görüyorlar. Başkaları bunları yaptığında saygı sınırları zorlanmaya başlıyor. Sonrasında Kasım ayındaki Avrupa kongresinde, bana sorulmadan bana verilmiş bir oturum başkanlığını reddettim. İsterseniz Bakırköy den size robotik ameliyat yapabilirim dedim, tepki malum. Bazıları böyle bir şeyin üzerine atlayabilir ama bana göre değil.
Başka...önemli olan tamamen standartları koymak ve ona herkesin uymasını sağlamak. Bizi diğer ülkelerden farklı kılan bu. Aslında kuralları koyuyoruz, ama bunu uygulamaya yanaşmıyoruz.
Neyse bir diğeri, saygısızlık yapan bir meslektaşınıza ne yaparsınız? Telefon açıp insanlara küfreden birine. Herhalde yok saymak lazım. O seviyeye düşmemek en iyisi. Belki de en acıtıcısı budur, yok sayılmak, hiçlik duygusu. Daha önce de söyledim. Artık hayatımda kavga dövüş istemiyorum, ha bu kaçtığım anlamına gelmiyor. Gerekirse bunu da yapmak lazım. Ancak her kavganın içine atlamanın da anlamı yok ))))) Bugünlük bu kadar yeter.
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Evet yine ara verdim epeyce. Öncelikle Fenerbahçeyi tebrik ediyorum galibiyetleri için ve yöneticilerini bu kriz yönetimi için. Ancak Trabzonsporun bir taraftarı olarak ve bir insan olarak belirtmem gerekenler var. Adalet duygusunun kaybolduğu yerde insanlar kendi adaletlerini kendileri dağıtmaya kalkışırlar. Aslında geçen gün maçta olanlar da bunlardı aslında. Ve aslında Türkiye de adalet ve hukuk kavramlarının neler olduğunu biz zaten biliyorduk, ama toplum tarafından da iyice anlaşılmış oldu. Koca koca insanların seçkinci biz yapınca olur, siz zaten figüransınız düşüncesini burada iyice anladık artık.
Ve Zühtü abi, seni bir kere daha takdir ediyorum. Bir gün neden hiç kafeteryaya gelmediğini sormuştum. Bana yan masada küfür eden adama az sonra nasıl hekimlik yapıp kendimi dinletirim demişti. Ben hekim gibi yaşadım, hekim davrandım, hekim gibi davranıldım demişti. Ve abi seni anlıyorum. Bu sosyal medyada artık sadece düzgün davrananların benimle iletişim kurmasına izin vereceğim.
Ve arada İstanbul Tabip Odası seçimleri. Yine, yeniden DKG.Tebrik ediyorum diyecem olmayacak. Ama bu seçim yapacak bir şey yok biz demk ki buyuz. 2 gün önceden açıklanan insanlara ne yaptıklarını ya da ne yapacaklarını bilmeden sormadan gidip oy atıyoruz. Ama ben kendimi bu hengameden ayrıştırdım. Bu seçimde gittim ve 1 gün önceden onaylarını aldığım A.K ve V.S nin aday listelerinde olmamalarına rağmen isimlerini yönetim kuruluna yazdım, başka kimseyide hiç bir yere yazmadım.Ve çevremdeki herekse de aynı şeyi söylüyorum önümüzdeki seçimde bağımsız yönetim kurulu adayı çıkartmamız gerekli diye. Şu andaki başkan Taner bey nezaket gösterip gelmiş oy istemek için ona da sordum. Tabip odalarının temel görevi nedir diye. Hekimlerin hakları mı öncelikli toplumun sağlığı mı diye. Sizce ne cavap verdi? Her ikis de eşittir dedi. Bu yasa ile tabip odasına yüklenmiş görevmiş. Bana ne devletin yüklediği görevden. Tabip odasının temel görevi bence hekimlerin haklarıdır. Hekimliğin bu kadar yerlerde süründüğü bir dönemde toplumun sağlığı diye bir derdim olamaz. Benim derdim ancak hekimlerin nasıl daha kaliteli bir eğitim alşdığı, mezuniyet sonrası nasıl kalitelerinin korunduğu, daha az çalışıp, nasıl daha çok sosyal imkanlara sahip olduğu, hastalarına nasıl daha kaliteli bir sağlık hizmeti verdiğidir. Toplumun veya devletin sağlığı ile ilgili bir derdim olursa gider bir parti kurar seçimlere giredim. Siyasi iktidar seçimleri kazanmış ve halkın onayladığını düşündüğü bir politika izliyor. İşte hekim örgütünün görevi, bu politikaların uygulanması sırasında hekimlerin zarar görmesini engellemek, hatta mümkünse yeni kazanımlar elde etmesini sağlamaktır. Ancak DKG ve onun temsilcisi olan başkan toplumun sağlığını hekimlerin hakları ile eşdeğer seviyeye koyuyor. Zaten temel problemde bu sanırım. Bizim Mehmet in deyimi ile o zaman seçimlerde sadece hekimlere değil halka da oy kullandırtalım.
18 Nisan 2012 Çarşamba
Bu akşam eve geldim. Çocukları gördüm. Yusuf Kayra koşturarak elimden tuttu, çekiştirdi. Dinazor kitabını gösterdi. Okumam gerekiyormuş. Hilal soluma, Yusuf Kayra sağıma ve Aysara kucağıma oturdu. Yusuf Kayra nın dinazor kitabını, sonra Hilal in kültürlü kurt kitabını ve Ayasara nın sayıları öğreten kitabını okuduk. Ve o arada aklıma öldürülen hekim arkadaşım geldi. Geride kalan 4 aylık bebek, hamile bir eş. Alacağı maaş 1400 TL. Evet sevgili devletim teşekkür ederiz. Peki ne için öldürüldü. Mesleğini yaptığı için. Her gün en az iki tanesini ameliyat ediyoruz. Bunu kim sağladı.İnsanların kafasındaki bu algıyı. Hürriyetin haberi veren sayfasındaki yorumlara baktım. En az %50 si aleyhte . insanlar bırakın saygı duymayı ölenin arkasından saygı göstermek, kötü konuşmamak gerektiğini unutmuşlar. Ve bakanlık dün akşam yaptığı açıklamanın saçmalığını anlayıp apar topar değiştirmiş. Ama bunda bile hala aynı üstten bakış, hala suçlayan anlayış var. Bir de görevi başında öldürülen polis memuru ile kıyaslama var.Evet bizim görevimizin tanımında da, ne demişti başbakanımız mesleğin kaderinde de vurulmak var galiba. Tıp Fakültelerine artık yakın dövüş sanatları, silah kullanma eğitimi koymak gerekli. Neyse ben muhafazakar bir adamım. Ama bu ayrı bir şey. Bu yapılan bu yapılmak istenen ayrı bir şey. Bir başka bildiğim ise yarın ki greve kesinlikle ses çıkartılmayacak gayet doğal karşılanacak. Hiç bir soruşturma olmayacak. Sonra direnç kırılıp gidecek ve eski tas eski hamam. İşte bekledikleri bu. Ve muhtemelen olacak şey bu. Artık ruhumuza işleyen o herşeyi çabucak bitirme dürtüsü burada da devreye girecek. Umarım haksız çıkarım.
O kadar çok sevdiğim mesleğim için, hayata yapmak için geldiğimi düşündüğüm mesleğim için, ilk kez bugün para kazanmak, hayatımı sürdürmek için kullandığım bir araç olabileceğinden bahsettim (((((((((((( Bu mudur? Buraya kadar mı?
Umarım geçicidir.
Sabah hastanın biri (Mide kanaması ile gelmiş, acil yaptığımız endoskopide mide kanseri tanısı konmuş, aslında ayaktan hazırlanabilecek bir hasta, ben de etrafta sürünmesin, bir an önce ameliyatını hazırlayalım diye yatırmaya çalıştığım ama yer yokluğundan acilde tutarak hazırlamaya çalıştığımız bir hasta) ben gazeteciyim, ama normal vatandaş gibi geldim, beni servise almıyorsunuz ben oraya yatmasını bilirim, diye konuşmaya başladı. Bir başkası arıyorum 184 ü işimi yaptırıyorum diye konuşuyor.
17 Nisan 2012 Salı
Gaziantep te bıçaklanan hekim ameliyata alınmış. Ama galiba kurtarılamamış. Umarım bu haber gerçek değildir ve meslektaşımız sağlığına kavuşur. Peki sayın yöneticilerimiz ne yapmış. Geçmiş olsun mesajı yayınlamışlar. Başka... Sağlık çalışanlarının güvenliğini onlara saldıran, bıçaklayan, öldürenlere emanet etmiş. Merak ediyorum acaba bir hekim bir hastayı bıçaklasaydı ne olurdu. Sizce saat kaç olursa olsun hemen koşturararak ziyaretine gidilir miydi? Açıklama yine 576 hasta memnuniyeti üzerine kurulmuş. Bu durumda bile böyle davranılması yeterince açıklayıcı sanırım. Peki ey hekimler siz ne yapmayı planlıyorsunuz. Yarın....
15 Nisan 2012 Pazar
11 Nisan 2012 Çarşamba
Yine ara verdim biraz. Bu bir alışkanlık sanırım. Hayat bakış gibi bir şey. Bazan boşveriyorsun herşeyi. Sizin için en önemli hale gelenler bunlar oluveriyor birden.Bir ara hastalandılar. Evet şimdi artık babamı daha iyi anlıyorum.
Ve artık saç tıraşını oğlumla beraber gdiyoruz aylardır. Önce o ikna oluyor. Bu sefer saçlarının nasıl olması gerektiğini berbere kendisi söyledi. "kirpi, kirpi" olacakmış saçları.
Kızlarda o sırada anneleri ile alışverişe gittiler ve sonrasında da mutlu son dondurma saati.
Ve en önemli resim sonraya. Bana bu kadar aşkla bakıyor mu bilemiyorum. Ciddi kıskanma eğilimindeyim.
Ve ben bunlara nasıl aşık olmayayım ki???????
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)